5 Aralık 2013 Perşembe

Ortopedik Tek Kişilik Yalnızlık


Yalnızlığımı paylaşmak istediler. Daha neler!
Paylaşılır mıydı yalnızlık... Oysa ben ne kadar da güvende hissediyorum burada. Yalnız olmak mı olmamak mı diye sorsalar ki işte bütün mesele bu aslında, yalnızlığı seçerim ben. Var mı daha huzurlusu... Bir kere kimseden sorumlu değilsin, karmaşık ilişkilerin içindeki şaşkınlıkla mücadele etmek zorunda değilsin. Romanlardaki yalnız melankolik karakterlere bir bakın. Aslında ne kadar da rahatlarına düşkünler. Evet mutsuz karanlık bir hava var ama hiçbiri kahvaltı sofraları kurmuyor, bulaşık yıkamıyor; sigara ve kahve... Yemekler dışarıda yeniyor. Hiçbiri çok çalışmıyor ama ne hikmetse paraları var. Geleceğe dair kaygıları ve beklentileri yok bir şekilde zamanlarını dolduruyorlar. Bir gayeleri yok ya da daha erişilmez soyut arayışlardalar bulmak değil yaşıyoz madem bi amacımız var gibi yapalım diyerek çok da ne istediklerini düşünmeden dürtüsel olarak aranıyorlar. Kurallardan uzak, insanlardan uzak, sorun yaratabilecek yaşamsal fonksiyonlardan uzak, başına buyruk...

Cesaret mi? Hayır. Korkaklık!
Özgürlük mü... Sınırlara yaklaşmamak!
Duyarlılık mı? ı ıh... Bencillik!
Ne istediğini bilmek... Ne isteyebilirimi düşünmek zorunda kalmamak için seçenek üretmemek.
Melankoli mi? .. Yok ya bildiğin Ergenlik işte!

:))

Bunu bi düşünedurun ben yatıyom, sora yazcam bunlar öle geligeliveren şeyler. Tez antitez şeklinde bir çalışmam kendisi. İçinden çıktığım ruh halini kırbaçlarken siz de şahit olun ki "haa noooğldu sen böle diyodun" diye yeri zamanı gelince acı bir tokat savurun suratıma ben de düşmek üzere olduğum buhranları patlamış sivilcelerini saklamaya çalışan ergen triplerimle kapıdan çevireyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder